
Gözüm takılıyor, vazoda duran o 35 tane kırmızı güle. Sanki kan damlaları gibi, capcanlı, hayat dolu. Her bir yaprağı ayrı bir hikaye anlatıyor gibi. Kim bilir, belki de aşkın, tutkunun, hatta biraz da hüznün hikayesi... Kırmızının en koyu tonu, adeta içimi ısıtıyor.
Dün sabah, kapım çaldı. Elinde koskoca bir buketle duruyordu kurye. O an, sanki zaman durdu. Balıkesir çiçekçilerinden birinden gelmiş. Kimden olduğunu merak ettim, tahminler yürüttüm. Ama isim yoktu. Sadece Senin için yazıyordu kartta.
35 tane kırmızı gül... Bu sayı ne anlama geliyor acaba? Belki özel bir günü, belki de unutulmaz bir anıyı temsil ediyor. Belki de sadece, içten gelen bir sevginin ifadesi. Bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Bu güller, bana kendimi çok özel hissettirdi.
Düşündüm de, çiçek siparişi vermek ne kadar da kolaylaştı artık. Eskiden günlerce beklenirdi çiçeklerin ulaşması. Şimdi ise, bir tıkla, dünyanın öbür ucundan bile çiçek gönderebiliyorsun sevdiklerine. Ama bu kolaylık, çiçeğin anlamını azaltıyor mu acaba? Bence hayır. Aksine, sevgiyi ifade etmenin yeni bir yolu sadece.
Her sabah uyandığımda, ilk işim güllere bakmak oluyor. Onların o canlı renkleri, bana yeni bir güne başlama enerjisi veriyor. Suyunu tazeliyorum, yapraklarını okşuyorum. Onlarla konuşuyorum adeta. Belki de bana fısıldayacakları bir sır vardır diye.
Bu 35 tane kırmızı gül, sadece bir çiçek buketi değil benim için. Onlar, bir umut, bir sevgi, bir hatırlatma. Hayatın güzelliklerini görmemi sağlayan, küçük bir mucize. Belki de sana da bir çiçek siparişi vermenin zamanı gelmiştir, ne dersin? Unutma, küçük bir jest bile, bir insanın hayatını değiştirebilir. Özellikle Balıkesirdeysen, taptaze çiçeklerle sevdiklerini mutlu etmek çok kolay.